# Vitrin Değil Vizyon

An episode of [Mimarlıque](https://invisiblenetwork.ai/podcast/1767268988), 27 Jul 2025, 9:59.

Audio: https://anchor.fm/s/f9fd9928/podcast/play/105405246/https%3A%2F%2Fd3ctxlq1ktw2nl.cloudfront.net%2Fstaging%2F2025-6-12%2F403788787-44100-2-0f58396ca26b2.m4a

Bu bölümde Begüm Şardan, Ali Kırca'nın haber sunduğu zamanlardan yola çıkarak markaların vizyon ve vitrinlerinden bahsediyor. Siz de bu keyifli yolculuğa eşlik etmek isterseniz, Instagram’da @mimarlique.podcast, @begumsardan ve @__sardan__ hesaplarından ya da YouTube’da Mimarlique Podcast kanalından Mimarlique Podcast'i takip edebilirsiniz. #podcast #podcaster #spotify #applepodcasts #youtube #architecture #mimaripodcast #architect #mimarliquepodcast

## Transcript

[0:08] Merhaba, ben Begüm dışarıdan mimarlık podcast'in 39.
[0:12] Bölümünü dinliyorsunuz. Hoşgeldiniz.
[0:15] Geçtiğimiz günlerde aklıma.at v'nin atv olduğu zamanlar geldi.
[0:19] Her çarşamba Avrupa yakasının yayınlandığı, hatta aynı
[0:22] zamanlarda perşembe günleri Kanal D de aşkı memnun olduğu
[0:26] Kanal D ana haberi Mehmet Ali birandın.at v'yi ise ali
[0:30] kırca'nın sunduğu ki bunu genç dinleyicilerim asla hatırlamaz.
[0:34] Fakat yine o dönemde hatta sonraki yıllarda da hem mimari
[0:37] açıdan enteresan. Hem de küçük Begüm ki o zamanlar
[0:41] çok da küçük değildim ama ergen begümün diyim dünyasını çok
[0:44] heyecanlandıran bir şey vardı. Haber saatindebeşiktaştaki.at v
[0:48] binasının önünden geçmek sebebini anlayanlar gülümsedi
[0:52] diye tahmin ediyorum. Anlamamış olanlar için hemen
[0:55] açıklayayım. Ana haber stüdyosu kanal
[0:57] binasının giriş katında sağ tarafta bulunuyordu.
[1:00] Cephe cam olduğundan ve yapıda oldukça işlek bir caddede
[1:03] bulunduğundan dışarıdan çekim anını olduğu gibi görüp
[1:06] izleyebiliyordunuz. Bu benim için çok büyülü bir
[1:09] şeydi. Ben karşının taksisiyim normalde
[1:12] ancak beşiktaşı sık gidip gelirdik içten içe hep önünden
[1:15] geçinim isterdim. Geçtiğimizde de cama yapışırdım
[1:18] hala aklımdadır o görüntü. Bunun üzerine düşününce aslında
[1:22] ara ara bahsettiğim. Hesap edilemeyen şeyler geldi.
[1:26] Aklıma nasıl yani derseniz, biz günümüzde televizyon stüdyosu
[1:30] denince ne düşünüyoruz? Dış dünyadan kopuk, kendi içinde
[1:33] bir düzeni olan bir alan. Stüdyo tek bir program için
[1:36] ayrıldıysa şanslısınız. Dekor aynı farklı programlar
[1:40] kullanıyorsa da kendine has bir temposu var.
[1:42] Sürekli dekor taşınıyor ediyor. Bunları da zamanında medyacı
[1:45] kanki tomdan öğrenmiştim. Yoksa boş bilgi satmıyorum.
[1:50] Selamlar kendisine şimdilerde bahsettiğim kapalı kutu mantığı
[1:55] varken o zamanlarda tamamen şeffaf bir vizyonla hareket
[1:58] etmek ve yayını olduğu gibi halka göstermek çok cesur bir
[2:01] hareket. Bence stüdyoya bir vitrin gibi
[2:04] kullanmak aslında bakarsanız. Reytingleri bir katkısı var
[2:07] mıdır sanmam? Zaten o zamanlarda en büyük 3
[2:10] kanaldanbiriydi.at v ihtiyacı yoktu.
[2:11] Hele ki ana haberi üf en krmeni ayrı sondaki bizim sti
[2:16] karikatürleri ayrıydı. Sadece onlar için bile izleyen
[2:19] bir kitle vardı ki ben de bayılırdım.
[2:21] Z jenerasyon dostlarım bahsettiğim isimleri dönemleri
[2:24] bilmiyorsanız googlelayın ne olur?
[2:27] Türkiye'nin güzel dertli olduğunu sandığı ancak
[2:30] ziyadesiyle dertsiz olduğu zamanlardı.
[2:34] Neyse, bu şeffaflık ve yayını dışarıdan da canlı olarak
[2:38] görünür kılmak çok ilgi çeken bir şeydi anlayacağınız.
[2:41] Sonra düşündüm dedim. Bu canlı vitrinleşme olayına
[2:44] başka bir yerde rastladım mı? Ben hiç önce aklıma nedense
[2:48] seneler önce gördüğüm bir performans art geldi ismini de
[2:51] bulamadım ama anlatayım. Belki bir bilen çıkar sanatçı
[2:55] müzede ev görevi gören bir cam alanın içerisinde yaşıyordu.
[2:58] Uyuyor, uyanıyor, kahvaltı ediyor, tuvalete giriyor gibi
[3:02] gibi tuvalet kısmına inanın hatırlamıyorum.
[3:05] Ama oradan dışarı çıkmıyordu. Sonuç olarak hani bu örnek ATV
[3:09] şeffaflığının dibine vurmak gibi bana sorarsanız ne çok yakın ne
[3:13] çok uzak ama hafızam beni oraya yönlendirdi.
[3:16] Sonrasında aklıma ilk defa katıldığım Milano dizayn meg
[3:20] geldi. 2.019 senesi tam da viyaat ortalama üzerinde bir
[3:24] dükkanda vitrin kısmında bir müzik grubu çalıyordu, ses
[3:27] sokağa yansıyor. Ancak siz grubu camın arkasından
[3:30] görüyorsunuz. Oldukça ilginç ve sıradışı
[3:33] gelmişti. Bana açıkçası tüm caddeyi de
[3:35] cıvıl cıvıl yapmıştı. Tam bundan konuşurken goethe
[3:38] institun binasındaki pencereden DJ performansı yaptığını gördüm.
[3:42] Çok güzel tesadüf oldu. Aynı dediğim gibi bir sürü
[3:45] kişide cadde üzerinde müziğe eşlik edip dans ediyor.
[3:48] Şahane şahane bunları düşünürken dedim.
[3:53] Peki ya gerçekten bütün görevi gören bütünler var mı?
[3:56] Böyle interaktif olan şeffaflık mantığında değil de insanlarla
[4:00] ilişki kurma açısından aklıma. Gözlük markasının dijital
[4:03] vitrini geldi. Aslında ilk baktığınızda rafta
[4:06] duran gözlük modelleri varmış gibi görüyorsunuz.
[4:08] Ancak dükkanın önünden geçerken tüm gözlükler bir anda size
[4:12] doğru yöneliyor. Yani sanki hepsi sizi izliyor.
[4:15] Çok tatlı gelmişti bana. Bu fikir sonrasında böyle
[4:18] yenilikçi alışılmışın dışındaki ritimleri düşünürken aklıma
[4:21] baltanem nur tanem jakmus ve o güzel vizyonu geldi.
[4:26] Daha önce ciddiyetle eğlenenler kulübünde kendisinden ve şimdi
[4:30] de biraz değineceğim bütünlerinden bahsetmiştim.
[4:33] Montaignedeki ilk somrumu açıldığında ritim'e kocaman bir
[4:36] patlamış mısır ra tm'si yerleştirmişti.
[4:38] Ben sadece showroom merakımı gidermek için gitmiştim.
[4:41] Bu arada bahsettiğim bölümde yine detaylı olarak anlatıyorum.
[4:44] O nedenle merak edenler ciddiyetle eğlenenler kulübü
[4:47] bölümünü dinleyebilirler. Mısır ATM si interaktifti
[4:50] sonuçta gidip tuşa basıp mısır aldığınızda ancak peşine gelen
[4:54] dekorlar için aynı şeyi söyleyemem.
[4:56] O dönemde çıkardıkları koleksiyona göre bütünlerine yön
[4:59] veriyorlardı. Hâlâ yapıyorlar mı bilmiyorum
[5:01] ama bunu klasik alışılagelmiş mankenlerin üzerine kıyafet
[5:05] geçirme mantığı yerine interaktif olmasa da kocaman
[5:09] heykeller kullanarak yapıyorlardı.
[5:11] Bir keresinde kocaman bir kapta dondurma gördük.
[5:13] Mesela başka bir sefer yine kocaman bir ütü ve üst üste
[5:17] dizilmiş ütülenmiş. Tişörtler yakmış yazılı ekmek
[5:20] dilimlerini kızartan bir ekmek kızartma makinesi ya da bir
[5:23] limon sıkacağı gördük. Farkındaysanız bunların
[5:26] hiçbirinde. Merhaba ben giyim markasıyım,
[5:28] lütfen beni fark edin düşüncesi yok.
[5:30] E tabii canım koskoca yakmış demeyin.
[5:32] Benim babam bilmez mesela ama onu da çekiyim.
[5:35] Kendime ulaşabildiğim kadar kişiye ulaşayım, kaygısı yok,
[5:38] çizgisi belli kendinden emin ve en önemlisi ve benim en
[5:42] bayıldığım noktaysa vizyonu farklı.
[5:44] Herkesin düşünmediğini düşünüyor, risk alamadığına
[5:47] cesaret ediyor beni canım simonum böyle rutinlerden
[5:49] konuşunca aklıma bir de ermes vitinleri geldi, kendi içlerinde
[5:53] bir masal diyarını anımsatan çokça hayvan figürlerini
[5:56] kullanan. Dinamik ritimlere sahip vermez.
[5:59] Tüm ritimlerin tasarımı onlara mı ait emin olamasam da bir
[6:02] çoğunun diyeyim. Tasarımcısıysa lanza ve kiev
[6:05] daha önce duymamış olanlarınız olacaktır.
[6:08] Ben kendileriyle italya'da birincilik elde ettiğimiz social
[6:11] fawn içeri yarışmasında tanışmıştım.
[6:13] Jürilerde 2 ortaklar Francesco ki kendisi dünya şekeri, bir
[6:19] italyan ve han vay, o da singapurlu biri o kısa süreçte
[6:23] ne kadar tanıdığım bilinmez ama çok ayıldığım bir karakteri
[6:26] yoktu. Şimdi burada arkasından.
[6:28] Fakat anladığım kadarıyla hanım bağlantılarıyla bu ermesi işini
[6:32] alıyorlar ve bayağı da eğlenceli zevkli tasarımlar
[6:35] gerçekleştiriyorlar. Bana kalırsa hatta istanbul
[6:38] havalimanındaki mağazanın vitrin tasarımı da yine onlara aitti.
[6:41] Öyle masalsı bir dünya yaratan mekanlar tasarımlar çok hoşuma
[6:45] gidiyor. Gerçekten merak edenlere
[6:47] bakmalarını öneririm. Editlediğim kısa videolara da
[6:50] eklerim belki ama yine de kişisel araştırma gibi
[6:53] olmayacaktır. Bana biri gelip markanın
[6:55] vitrinini tasarlamamı istese muhtemelen benim.
[6:58] Elimde hayal gücümde böyle sıra dışı şeylere gider gibi
[7:01] hissediyorum. Umarım da birileri gelir ama
[7:04] orada iş verenin vizyonunda bir o kadar önemli.
[7:06] Tabii yani normal dermesi için klasik bir çizgisi var dersiniz.
[7:10] Ancak bahsettiğim tasarımlar tamamen ters köşe.
[7:13] Demek ki olabiliyor. Bazıları marka karakterine
[7:16] aykırı olarak görüyor ancak yaratıcı alanda hakkını vermem
[7:19] gerekir. Ki ermez hep öne çıkıyor.
[7:21] Bunu yine Milano desiglerden yola çıkarak söylüyorum,
[7:25] senelerdir aynı alanda büyük paulyonlar tasarlayan ve homox.
[7:30] Onlara entegre eden markanın alt metinleri ve tasarımları hep
[7:33] paralel ve anlamlı oluyor. Bu da oldukça önemli.
[7:36] Bana kalırsa aslında düşündüğünüzde her şey ne kadar
[7:39] iç içe değil mi? Yani giyim markası dersin ama ev
[7:42] aksesuarları da üretiyor. Tamam canım üretebilir dersin
[7:46] ama dizaynlarda büyük roller alıyor.
[7:48] Tasarım dünyasının içinde de bir mimar podcastinde bundan
[7:51] bahsedebiliyor. Disiplinlerin ne kadar iç içe
[7:54] geçtiğini ya da birbirinden beslendiğini görüyoruz aslında.
[7:57] O nedenle hep meraklı olmak. Bu adam bunu yaparken ne düşündü
[8:01] diye sorgulamak vizyonlarını anlamaya çalışmak ne kadar
[8:04] değerli? Bunu sadece bir giyim markası
[8:06] üzerinden düşünmeyin. Ben araba modellerini takip edip
[8:09] onlardan da bir şey öğrenmeyi çok severim mesela.
[8:12] Dikkat ettiniz mi hiç markaların çoğunun 50 yıllık modelleri
[8:16] seneler içinde yenilene yenilenen günümüze ulaşır, ilk
[8:19] halleriyle son halleri arasında çok büyük farklar olmasa da
[8:22] günün şartlarına, isteklerine uyumlanan revizeler gelir.
[8:25] Ancak ana hatlar hep aynıdır. Mesela yetmişlerde ki range
[8:29] roverlara bakıyorum. Neredeyse aynı ama nedir
[8:32] fareleri değişmiş, kapı şekilleri, pencere boyutları
[8:35] değişmiş vesaire. Markaları klasikleştiren de
[8:38] biraz bu gibi aslında hep üstüne koya koya ilerlemeleri bu model
[8:42] geçti. Bitirip yeni model üretelim
[8:44] dememeleri range roverın ermesini gibi eğlenceli bir
[8:48] tasarımsal süreci oldu mu? Bilmiyorum.
[8:50] Olduysa da hiç görüp duymadım. Ancak aklımın bir köşesinde de
[8:53] asker terması olarak bildiğimiz stenlinin bir pazarlama
[8:57] hareketiyle renkli üretimler yapıp influencerların olmazsa
[9:00] olmaz termosi haline gelip satışlarını bilmem kaç katına
[9:03] katlaması geldi. Ancak bu benim bahsettiğim
[9:06] şeyden farklı. Burada marka direkt ürünlerini
[9:09] çeşitlendiriyor, kitlesini genişletiyor.
[9:11] Önceki bahsettiğim durumlarda kitle aynı vizyonumuz budur
[9:14] diyor. Bence o kadar marka isimden
[9:16] bahsettim ancak hiçbiri reklam değildir.
[9:18] Bunu da belirtmiş olayım ali kırca'dan başlığı sitenliği de
[9:22] bitireceğim de kimin aklına gelirdi?
[9:24] Ama bu da böyle bir bölüm oluverdi işte.
[9:27] Hikayelerin bir kişiye bile ulaşabiliyorsa ne mutlu bana.
[9:30] O nedenle dinlediğiniz için teşekkür ederim.
[9:32] Bu sohbet benim mikrofonum ve sizin zihinleriniz arasında
[9:34] kalmasın isterseniz beni açıklamada bulunan instagram
[9:37] hesaplarından. Verebilir kendi yolculuklarına
[9:39] ufakta olsa bir etkisi olacağını düşündüğünüz arkadaşlarınızla
[9:42] paylaşabilirsiniz. Ayrıca bu potkeste youtube'da da
[9:45] yayınlıyor olacağım. Oradan da dinlemek isterseniz
[9:47] onun da benimkini açıklama kısmında bulabilirsiniz.
[9:49] Görüşmek üzere.

Shows are listed from Apple Podcasts' charts and directory, and Podcast Index where it is used. Every show and episode belongs to its publisher and plays from the publisher's own feed; this site hosts none of them.
