# Mahir Polat'la Yeniden Hayat Bulan Kent Belleği, İBB Miras – Artİstanbul Feshane

An episode of [Mimarlıque](https://invisiblenetwork.ai/podcast/1767268988), 15 Jun 2025, 14 min.

Audio: https://anchor.fm/s/f9fd9928/podcast/play/104158745/https%3A%2F%2Fd3ctxlq1ktw2nl.cloudfront.net%2Fstaging%2F2025-5-15%2F402197060-44100-2-c9d9e48dbc1d7.m4a

Bu bölümde Begüm Şardan, Mahir Polat'ın kurucusu olduğu İBB Miras tarafından restore edilen Artİstanbul Feshane'den ve oradaki deneyiminden bahsediyor. Siz de bu keyifli yolculuğa eşlik etmek isterseniz, Instagram’da @mimarlique.podcast, @begumsardan ve @__sardan__ hesaplarından ya da YouTube’da Mimarlique Podcast kanalından Mimarlique Podcast'i takip edebilirsiniz. #podcast #podcaster #spotify #applepodcasts #youtube #architecture #mimaripodcast #architect #mimarliquepodcast

## Transcript

[0:08] Merhaba ben Begüm dışardan mimarlık podcastim 33.
[0:12] Bölümünü dinliyorsunuz hoşgeldiniz.
[0:14] Önceki bölümlerde sözünü verdiğim gibi ibb miras
[0:18] serimizin devamı olarak fesaneden tam adıyla artı
[0:21] istanbul fesaneden konuşuyor olacağız.
[0:23] Benim daha önce gitme fırsatı elde edemediğim ancak çokça da
[0:27] merak ettiğim bir yerdi. Polis vesilesiyle ilk ziyaretimi
[0:30] gerçekleştirmiş oldum. Aslında en çok da geçen sene
[0:33] gidemediğim için içimde kalmıştı.
[0:35] Çünkü teyit modernden gelen bir koleksiyona ev sahipliği
[0:38] yapmıştı ama göremedim canım sağ olsun diyelim benim deneyimimden
[0:42] önce biraz tarihinden bahsedelim istiyorum.
[0:45] Kuruluşuna dair elimde 2 farklı yıl bilgisi var.
[0:47] Aslında birinci Mahmut tarafından askeriyenin ve halkın
[0:51] ses ihtiyacını karşılamak üzere ilk olarak fatihin kadir
[0:55] gaztindeki cindi meydanında vikipedya 1.833 yılında
[0:58] kurulduğunu yazarken, geçtiğimiz haftalarda düzenlenen bir
[1:00] tasarım problemi etkinliğinde yaptığı sunumunda kurtular ekmen
[1:03] bu tarihi 1.827 olarak söylemişti. 1.830 üçte ise
[1:06] şimdiki yerine taşındığını belirtmişti.
[1:07] Yine wikipedia'ya göre şimdiki yerine taşınması 1.830 dok.
[1:16] Hangisi doğru emin olamadım ama yine de belirtmek istedim.
[1:20] Bu arada bildiğiniz gibi kurtul bey yani kurtular ekmen ofis KG
[1:24] mimarlıkla fesadeni yeniden projelendirilmesinde mimari
[1:28] konsept tasarımını ve proje yöneticiliğini üstlenmişti.
[1:31] Bununla beraber kendisi ağır istanbul'un kurucu üyesi ve
[1:34] serbest mimarlar derneği'nin de yönetim kurulunda bulunmakta.
[1:38] Bir tasarım problemi etkinliği ise tüm süreci mimarından
[1:41] dinlememe olanak sağladığından benim için tam bal kaymak
[1:45] niteliğinde oldu. Orada anlatılanlar.
[1:47] Şu anda bahsedeceğim tabii ki. Fakat tarihine dönersek
[1:50] anladığım kadarıyla fesani günümüze gelene kadar 3 büyük
[1:54] yangın geçiriyor. Bunlardan ilki 1.840 yılında
[1:56] gerçekleşiyor. Sonrasında yenilenme dönemine
[1:58] giriyor. 1.851 yılındaysa Belçika dan çelik kolonlar
[2:01] getirtiliyor ve binanın statihi bu kolonlar tarafından
[2:04] sağlanıyor. Özellikleri içlerinin boş
[2:06] olması, böylece çatıda toplanan yağmur suyu kolonların içinden
[2:10] döşeme altına aktarılıp orada tasarlanan su kanalları
[2:13] sayesinde 1.000. Dışına alınıyor.
[2:19] Bahsettiğim kolonlar bugün yerlerini koruyan gittiğinizde
[2:22] görebileceğiniz kolonlardır. Bu arada bu bana oldukça ilginç
[2:25] ve heyecan verici geliyor. Gastane bölümünde de benzer bir
[2:29] durumdan bahsetmiştim. Düşünsenize neler neler görmüş o
[2:33] kolonlar konuşabilseler neler anlatırlar gerçekten çok
[2:36] büyüleyici tarihe dönersek 1.866 yılında bir büyük yangın daha
[2:41] geçiriyor. Fesane peşine tekrardan bir
[2:43] yenilenme ve inşaat süreci geliyor.
[2:46] Sonrasındaysa 1.894 yılında tesisin genişletilmesiyle içinde
[2:51] sanayi sıvyan mektebi adı verilen dokuma okulu açılıyor.
[2:54] Öğrencilere teorik ve uygulamalı dersler veriliyor.
[2:58] Bu da bana helal olsun dedirtti açıkçası. 1.916 yılında fesane
[3:01] dokuma sanayinin en büyük fabrikası haline geliyor. 1.923
[3:04] yılında bildiğiniz ve şükrettiğimiz gibi Cumhuriyet
[3:06] ilan ediliyor. 2 sene sonra 1.925 yılında şapka kanunu
[3:09] geliyor ve ses üretimi durduruluyor.
[3:11] Ancak o zamana kadar üretim kalitesi çok iyi olduğundan
[3:14] ciddi bir satış elde ettiğini de söylemem gerekir.
[3:21] Fesaneyi amiradan önce o zaman öyle anılıyor.
[3:24] Yurt dışından ithal olarak getirilen feslerin 1.800
[3:27] otuzlarda yerel üretime yatırım yapılmasıyla kalitesini
[3:30] ispatlaması da takdire şayan o kaliteye ulaşmak da kolay
[3:34] olmamış. Anladığım kadarıyla yine bana
[3:36] enteresan gelen bir hikayeyi de paylaşmak isterim.
[3:38] O dönemde Tunus ustalar getirtilmiş fabrikaya tunus'taki
[3:42] festlerin aynısını yapabilmek adına fakat festin o kırmızı
[3:45] tonunu tutturmayı bir türlü başaramamışlar.
[3:48] Ne yapsalar ne etseler Tunus fesi kırmızısı olmamış.
[3:51] Bir demişler ki, sizin suyunuzdan bir demişler ki ondan
[3:54] bundan tam sizden ötürü muhabbeti yani sonrasında
[3:58] bizimkiler Ankara ermenilerinden avedist ağa adında bir boyacıya
[4:02] Yakup adıyla ve Müslüman kimliğiyle feshaneye alıyorlar.
[4:06] Çakallık butun usuların sırrını çöz bize gel diye
[4:09] görevlendiriyorlar. Süreç sonunda sırrı keşfeden
[4:12] avedisa AO yöntemle ve bizim sularla 2 Facebook sununca
[4:16] feshanedeki tüm tunuslulara hadi bay deniyor yani kovuluyorlar
[4:20] avedi sayısı. Yürektif sanatkar olarak
[4:23] anılıyor. Yani tam olarak koca yürekli
[4:25] denmiyor tabii o dönemde ama siz anladınız beni devamında
[4:29] sanayici dergisi sitesinde okuduğum bir habere göre fesani
[4:32] fabrikası. 1.893 yılında şikago'da açılan uluslararası
[4:36] sergiye katılıyor ve burada sergilediği ünlü maçlar ve
[4:39] fesleriyle ödüllere ait görülüyor.
[4:41] Ayrıca festivalinde kumaş ve fest dışında özel olarak halıda
[4:44] üretiliyormuş. Örneğin Çanakkale Zaferi
[4:46] dolayısıyla 1.918 yılında Talat paşa tarafından atatürk'e hediye
[4:51] edilen halı fesaneyi amiri üretimiymiş.
[4:53] Sonra gelin bizim ülkemizin üretimine o suna busuna laf
[4:56] edin, yani çıldırıyorum işte böyle şeylere var.
[4:59] Halbuki var her şeyimiz var. O dönemde bile yapılmış işte
[5:03] şimdi alası var ama olanı bile dışarıdan getirten dışarıya
[5:08] mahkum edilen bir sistem kuruldu.
[5:10] Dilerim ki bu en kısa zamanda değişsin.
[5:12] Neden türkiye'nin her ama her noktasında, tarımından
[5:15] sanayisine yerel üretime yatırım yapılsın, kendi ekonomimizi
[5:19] kurtarmamız için bu şart neyse herkes gibi bende doluyum.
[5:22] Bu konuda esas konumuzdan sapmayalım.
[5:25] Fabrika 1.920 beşte askeri idareden alınarak sanayi ve
[5:28] maden bankasına devrediliyor. Banka fesani mensucat isminde
[5:33] bir şirket kurarak fesaniği bu şirkete kiralıyor. 1.930 yediye
[5:37] kadar bu şekilde işletilen fabrika o tarihte şirket tasfiye
[5:41] edilerek Sümer banka devrediliyor.
[5:43] Sümer bank bünyesinde bu defa birleşik lin ipliği ve yünlü
[5:46] mensucat fabrikaları tarafından işletmeye başlanıyor.
[5:49] Mensucat çok zor bir kelime. Aynı yıl sümerbank iplik ve
[5:53] dokuma fabrikaları müessesesine bağlanıyor ve adı sümerbank
[5:56] defterdar mensucat fabrikası yapılıyor. 1.949 yılında yine
[6:00] büyük bir yangın geçiriyor fakat aynı yıl onarılıyor. 1.986
[6:04] yılında istanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Haliç
[6:07] çevresinin açılması kapsamında binaların çoğu yıktırılıyor.
[6:11] Bu nedenle de konfeksiyon bölümü Bakırköy fabrikasına taşınıyor.
[6:15] Geri kalan binaysa restorasyonu henüz tamamlanamadan 1.990 ikide
[6:19] istanbul Büyükşehir Belediyesi ve özel bir kuruluşun işbirliği
[6:22] ile çağdaş el sanatları müzesine dönüştürülüyor.
[6:25] Takip eden yıllarda binanın kıyı şeridi sular altında kalıyor.
[6:29] Suların içeri girmesi nedeniyle bina kullanılamaz hale geliyor.
[6:32] Fesaniği amireden geriye kalan binada altın duruma düşüyor.
[6:36] Yarın neler çektin canım fesane ya gerçekten başına gelmeyen
[6:41] kalmadı ya bu adalet 12 yıl sürüyor ve binada bu sırada
[6:45] çürümeye 100 tutuyor. Tabii ki kaçınılmaz.
[6:47] Ancak 1.998 yılında Büyükşehir Belediyesi tarafından yeniden
[6:49] restorasyona alınıyor. O ara ne oluyor bilemiyorum
[6:53] fakat 2. 10 dokuzda ibb restorasyonu başlıyor ve
[6:58] günümüzdeki halini alıyor. Kurtulmayı sunumunda binanın o
[7:01] altın hallerinden fotoğraflar göstermişti ve gerçekten o eski
[7:05] heybetli hikayesinden eser yoktu desem yerinde olur.
[7:08] Devamında tasarım sürecinden bahsetti.
[7:11] Tabii ki onlarda binanın esas kimliğini oluşturan öğelere
[7:14] zarar vermeden, hatta onları yeniden hayata döndürerek nasıl
[7:17] ilerleyebilirizi sorguluyorlar ve yapıyı ayağa kaldırdıktan
[7:21] sonra yapacağımız yenilikleri de monte edilebilir bir halde
[7:24] yapalım fikri ortaya çıkıyor. Tam da olması gereken boğazında
[7:28] keşke herkes restorasyon projelerine bu mantaliteyle
[7:31] yaklaşsa günün sonunda belli kutular tasarlayalım ve her
[7:35] birinin işte bir farklı olsun hem de montaj ya da de montaj
[7:38] yapı içinde 10'a çıkart zarar vermeden gerçekleşebilir
[7:41] diyorlar ve hayata geçiriyorlar. Bu kutulardan biri tamamen
[7:44] mekanik havalandırmaya ayrılırken diğerleri kafeterya,
[7:47] teras gibi işlevler için kullanılıyor ve bu işlevlere
[7:50] göre de zeminde ya da üst katta konumlanıyorlar.
[7:54] Bana bizim üniversite zamanını düşündüğümüz projeleri
[7:57] hatırlattı. Bizi de son senemizde antalya
[8:00] kepezdeki dokuma fabrikasına götürmüşlerdi ve grup
[8:03] arkadaşımla ki kaderin cilvesi kendisi kanki ton olduğundan
[8:07] feshaneyi de birlikte gezdiğim kişidir.
[8:09] Benzer mantıklı ilerlemiştik projemizde bu neden önemli?
[8:13] Ilerde bir gün bir şeyler olur ve orayı farklı bir amaç için
[8:16] kullanma kararı verilirse fesane orijinal hâlini şıp diye geri
[8:19] getirilebilir ve bu da restorasyon hakkıyla
[8:22] yapıldığını, o yapıya ve tarihine saygı duyulduğunu,
[8:25] mimarın ise egolardan arınmış, mütevazı bir tasarım anlayışında
[8:29] olduğunu gösterir bize. Bunun önemini özellikle öğrenci
[8:33] dinleyicilerim için ekstra vurgulamak istedim.
[8:35] Tasarım aşamasına dönersek burası öncelikli olarak bir
[8:38] sergi alanı olacağından belli senaryolar öngörülebilirken yine
[8:42] de diye yola çıktıkları bazı senaryolar da ekliyorlar.
[8:45] Mesela normalde IBB mirası yenilediği tüm yapılara istanbul
[8:49] senin uygulaması aracılığıyla ücretsiz giriş sağlıyorsunuz.
[8:52] O nedenle bir bilet ki oskuna ihtiyaç yok.
[8:55] Yine de koyalım, onun da senaryomuza katalım diyor.
[8:59] Giriş alanı ve ilerdeki senaryolar için de önemli.
[9:01] Bence ha bu ileride bilet illa ücretli olacak demek değil ama
[9:06] mekan algısı için önemli olduğunu düşünüyorum.
[9:09] Ayrıca yapının kimliğini oluşturan en önemli öğelerden
[9:11] biri olan tuğla kiremit duvarlara da bir o kadar saygı
[9:14] duyuyorlar. Baktığınızda nerelere ekleme
[9:17] yaptıklarını görebiliyorsunuz ama orada bile bir kaygı
[9:20] güttükleri anlaşılıyor. Mesela bir alanda ki muhtemelen
[9:24] önceden bir kapı açıklığıydı orası.
[9:26] Tuğla kiramitle doldurma yapmışlar.
[9:28] Evet bu hamleyi fark ediyorsunuz.
[9:30] Ancak kullanılan malzeme o kadar da cilla ve yeni tertemiz değil.
[9:35] Bu da ne olursa olsun eskiye olan dozunda yaklaşım arzusunu
[9:39] belki de bir selam çakmayı barındırıyor.
[9:41] Bana kalırsa bölümün başında kolonlar için kim bilir neler
[9:44] gördü, onlar hissine kurtul bey sunumunda bu duvarlar için
[9:48] düşündüğünü söylemişti. Etkilendiğinden bahsetmişti.
[9:51] Tekrar katılıyorum. Ben bu duyguya düşünsenize o
[9:54] duvarlar orada çalışan işçiler. Dokuma okulundaki öğrencileri
[9:58] gördü. Yangınlar geçirdi.
[10:00] Şimdi de neredeyse 100 yıl sonra sergi için gelen ziyaretçilere
[10:04] şahit oluyor. Çok acayip gerçekten keşke
[10:07] konuşabilseler keşke anlatabilseler o kadar isterdim
[10:11] ki tüm bu bilgilerden sonra benim deneyimime gelirsek
[10:14] öncelikle feshaneye ulaşımın aşırı kolay olduğundan bahsetmek
[10:17] isterim. Eminönünden tramvaya binip
[10:20] önünde iniyorsunuz yani birisi de arabayla bıraksa yine aynı
[10:23] yerde inersiniz. Bu durum beni etkiledi.
[10:26] Biraz yalan yok. Minikten geçtikten sonra sizi
[10:29] sol tarafta bir restoran karşılıyor ki ondan da
[10:31] bahsedeceğim. Sonrasında yapıp tüm heybeti ile
[10:34] önünüzde belirliyor ve giriş kapısının önünde bulunan açık
[10:37] kamusal alan bu heybeti daha da vurguluyor.
[10:40] Bana kalırsa o alanda bulunan birkaç eser de içeride neler
[10:43] olabileceğine dair bitiyor. Niteliğinde.
[10:45] Bence içeri girdiğinizde hemen sağ tarafta bir book Store
[10:49] bulunuyor. Bayılırım.
[10:50] Mimari kısımdansa başta bahsettim zaten sadece haddim
[10:54] olmayarak belki içerideki eserler hakkında belki bir şey
[10:57] söylemek isterim. Şu anda orada Ahmet
[10:59] güneştekin'in kayıp alfabe koleksiyonu bulunuyor.
[11:02] Ben içeride keserlerin bir kısmı 10'a çıkart ait diye anlamıştım
[11:05] açıkçası. Ki girişte kocaman güneştekin
[11:07] yazıyor. Evet ama eserlerin tarzları bana
[11:10] farklı geldi. Nedeni de buydu.
[11:13] Hani bunu isterseniz benim algı problemim deyin, ister başka bir
[11:16] şey ama arkadaşım da o şekilde anladı dostlar.
[11:19] Ben az bu sergi gezmiş biri de değilim.
[11:21] Hani 2 sergi görüp geldim gibi bir yerden de eleştirmiyorum.
[11:25] Ancak eserlerin en büyük eksiklikleri açıklamalarıydı.
[11:28] Çoğunun açıklaması yok olan da net bir şey söylemiyordu.
[11:32] Mesela videoumlardan birinde 20 kilo 20 $ videosu vardı.
[11:36] Bana kalırsa alt metni oldukça dolu bir videoydu ama açıklama
[11:40] görmek istedim. Vardı da ben mi bulamadım?
[11:42] Sorguluyorum. Gerçi bir senin yanında da güneş
[11:45] tekin'in izleyeni açık ve net bir mesaj sunma kaygısı
[11:48] olmadığını ancak yaratmak istediği etkiyi bilinçli olarak
[11:52] tasarladığı yazıyordu. Belki de sebebi budur diye
[11:55] düşündüm. Ama yine de bir açıklama metni
[11:57] okuma isteğimi değiştirmedi. Neyse canımız sağolsun dediğim
[12:01] gibi hani bunu söylemek belki benim haddim değil ama belirtmek
[12:04] istedim. Sonuç olarak sanatçılarımızda
[12:07] halkla buluşturan ve bunu ücretsiz olarak yapan böyle
[12:10] değerli bir sergi alanını kente kazandırdıkları için başta IBB
[12:14] miras ailesine Mahir Polat ve Ekrem imamoğlu'na KG mimarlığa
[12:18] ve sayamadığım ama emeği geçen herkese çok ama çok teşekkürler.
[12:22] Ayrıca fesani içindeki naile Akıncı kütüphanesinin de kitap
[12:26] seç. Oldukça geniş olduğunu söylemek
[12:28] isterim. Bilhassa mimari kaynak arayan
[12:31] varsa oraya bir bakın derim. Sesli çalışma odası da mevcut ki
[12:34] grup çalışması vesaire içinde o da oldukça iyi bir seçenek.
[12:37] Bana kalırsa son olarak girişin hemen yanında bulunan saf derun
[12:41] restorandan bahsetmek isterim. Derun kısmıyla biraz kal mı
[12:45] çekti? Ne oldu bilemem ama acıkıp acaba
[12:48] dediğimiz bir noktada hadi bir deneyelim diye girdik dostlar
[12:51] onun güzel ne lezzetli bir mekandır ya bayıldık açıkçası
[12:54] çok ucumuza gitti. Keşke alkol de olsa yani.
[12:57] O mekan istiyor, onu neden belediye alanlarında alkol yok,
[13:01] onu da anlayamıyorum. Şimdi böyle söyledim diye beni
[13:03] de alkolik ilan ederler mi? Onu da bilemem neyse her şey
[13:06] mümkün. Sonuç olarak arti istanbul
[13:08] feshaneye gidin görün ben bayıldım siz de bayılacaksınız.
[13:12] Hikayelerim bir kişiye bile ulaşabiliyorsa ne mutlu bana.
[13:15] O nedenle dinlediğiniz için teşekkür ederim.
[13:17] Bu sohbet benim mikrofonum ve sizin dinleriniz arasında
[13:20] kalmasın isterseniz beni açıklamada bulunan instagram
[13:23] hesaplarından takip edebilir. Kendi yolculuklarına ufakta olsa
[13:26] bir etkisi olacağını düşündüğünüz arkadaş.
[13:28] Paylaşabilirsiniz. Ayrıca bu podcasti youtube'da da
[13:31] yayınlıyor olacağım. Oradan da dinlemek isterseniz
[13:33] onun da linkini açıklama kısmında bulabilirsiniz.
[13:36] Görüşmek üzere.

Shows are listed from Apple Podcasts' charts and directory, and Podcast Index where it is used. Every show and episode belongs to its publisher and plays from the publisher's own feed; this site hosts none of them.
